Gönderen Konu: Resulullah'ın (S.A.V.) Dizinde  (Okunma sayısı 1276 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ali bakkal

  • Co-Admin
  • *
  • İleti: 7032
  • Rep Puanı: +334/-14
  • Teslim ol HAK dostuna, düşen bir yaprak gibi
Resulullah'ın (S.A.V.) Dizinde
« : Aralık 05, 2009, 03:43:24 ÖS »
Dünyaya yeni gelen yavruların getirilip Allah Resulü'nün kucağına konduğunu ve Resûlullah'ın onlara tahnikde bulunduğunu, isimlendirdiğini ve dua ettiğini aktarmıştık. Saadet asrında buna benzer daha birçok yaşanmış güzel hadisenin haberi bize sahih kaynaklarla ulaşıyor.

Şimdi bunlardan bir hatırayı daha paylaşıyoruz:

Sehl (ra) anlatıyor: "Ebu Üseyd'in [[ ] Ebu Üseyd (ra), künyesi ile meşhur olan sahabelerdendir. Asıl adı Mâlik İbn Rabi'a'dır. Bedir Gazîlerinin en son vefat edeni olarak bilinir. (El-İstî'âb 3/ 371-372, El-İsâbe 3/ 344, 480)] dünyaya yeni gelen oğlu Allah Resulü'ne getirildi. Allah Resûlü (sav) çocuğu kucaklayarak dizine oturttu. Ebu Üseyd de orada oturuyordu. Allah Resûlü o sırada meşguldü. Ebu Üseyd Allah Resulü'nün meşguliyetini gördüğü için oğlunun götürülmesini istedi. Çocuk Allah Resulü'nün dizinden alınıp götürüldü.

Resûlullah (sav) meşguliyetini bitirip kendisine geldiğinde: "Çocuk nerede?" diye sordu. Ebu Üseyd: "Ya Resûlullah! Biz onu alıp götürdük" diye cevap verdi.

Allah Resûlü (sav): "Adı neydi?" diye sordu. Ebu Üseyd; "Fülan" diye cevap verdi.

Resûlullah (sav): "O değil, adı Münzir olsun," buyurdu ve Münzir'in adını o gün koydu." [Sahih-i Buhârî, Edeb (18/ 260), Sahih-i Müslim, Âdâb (3/ 1692, Hadis No: 2149). İbn Hacer el-Askalânî, Münzir'in Fetih Yılında dünyaya geldiğini kaydeder. (El-İsâbe 3/ 480).]


Saib İbn Yezid naklediyor

"Teyzem beni Resûlullah'ın (sav) yanına götürdü. 'Ya Resûlullah! Kız kardeşimin oğlunun sancısı var' dedi. Allah Resûlü başımı okşadı ve bana bereket için dua etti. Daha sonra abdest aldı ve ben onun abdest suyunun kalanından içtim.

Biraz sonra da Resûlullah'ın arkasında ayakta duruyor, iki omzunun arasında keklik yumurtası büyüklüğünde düğmeyi andırır nübüvvet mührüne bakıyordum." [Sahih-i Buharî, Vudû (2 / 383), Mardâ (17/ 357)]

Bu hadiste adı geçen Sâib (ra) yedi yaşlarında iken Veda Haccına katılmış, çocuk yaşlarında Allah Resûlü ile birlikte haccetme şerefine ermiş bir sahabedir. [Umdetü'l-Kârî, (2/ 384, 386)] Allah Resûlü (sav) ve cihad ordusu Tebük Seferinden dönerken Veda Tepesine kadar koşup gelen ve Allah Resulü'nü karşılayan çocuklar arasında o da vardır. [Umdetü'l-Kârî, (2/ 38), el-İsâbe (2/ 12)]

Sâib'in bütün bunları unutması mümkün olmadığı gibi, onun hatıralarını bizler de yâd ediyor, Allah Resulü'nün nasıl hastalanan bir çocukla ilgilendiğine, ona dua ettiğine, çocuğun ona yakınlık duyup arkasına geçişine ve nübüvvet mührüne bakışına dikkat ediyoruz.


Üsame bin Zeyd anlatıyor

Şimdi de Üsame'den (ra) bir hatıra: "Resûlullah (sav) Efendimiz beni alır ve dizine oturturdu. Hasan'ı da alır onu da diğer dizine oturtur, sonra da göğsüne bastırır ve şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Ben onlara merhamet duyguları besliyorum. Sen de onların üzerinden rahmetini eksik etme!" [Sahih-i Buharî, Edeb (18/ 140)]

Bir başka rivayette Allah Resûlü (sav): "Allah'ım! Ben onları seviyorum, sen de sev," diye dua ederdi. [Sahîh-i Buharî, Fedâil (13/ 315)]

Üsame (ra) Resûlullah'ın küçükten beri sevdiği, yakınlık gösterdiği çocuklardan biridir. Babası Zeyd'in ve Annesi Ümmü Eymen'in, Resûlullah'ın hizmetinde bulunmaları sebebiyle daima Hane-i Saadet'te idi. Resûlullah'ın torunları olunca ve onları sevmeye başlayınca Üsame'yi de ihmal etmemiştir. Yavrulara karşı aldığı tavır ibret verici olduğu gibi onlara olan sevgisini dile getirmesi ve onlar için dua etmesi apayrı bir güzellik taşır.

Burada işaret edilmesi gereken bir nokta daha vardır. Bu gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Resûlullah'ın (sav), Kâinatın Efendisi'nin, İki Cihan Güneşi'nin, beşeriyetin en hayırlısı ve en asilinin torunu ile kölelikten gelen Zeyd ile câriyelikten gelen Ümmü Eymen'in çocuğu Üsame'nin aynı kucakta, karşılıklı dizlerde oturması, sevilip bağra basılması ve aynı cümle içinde sevginin ve duanın muhatabı olmasıdır.

Günümüzde çok da garip gelmeyen bu manzara o günler öncesi için çok garip, yadırganacak bir manzaraydı. Bu, iman nurunun ve kardeşliğinin insanları nereden nereye getirdiğinin, ne derece yüce duygularla şuurlandırdığının en güzel örneklerinden biridir. Daha düne kadar böyle bir şeyin düşünülmesi bile mümkün değil iken, yaşanır hale gelmesi ve gönüllerde yer etmesi gerçekten büyük bir yükseliştir.

Babası Zeyd'in ve Üsame'nin İslâm cihad ordularına komuta edecek, nice zaferlere imza atacak kadar yükseldikleri ve her mü'minin takdirini topladıkları da tarihî bir hakikattir. Allah Resulü'nün (sav) son günlerinde Üsame'nin şehir dışında, ordunun başında sefer için hazır beklediği, onun vefatından sonra Ebu Bekir (ra) tarafından yola çıkarıldığı, "Hıbbu Resûlillah" (Allah Resulü'nün farklı bir sevgiyle sevdiği" lakabıyla anıldığı da unutulmamalıdır.

Resûlullah'ın (sav) Üsâme'ye, babası Zeyd'e ve annesi Ümmü Eymen'e gösterdiği yakınlık ve sevginin gelip geçici olmadığı da bilinen bir gerçektir. Onlar, Allah Resulü'nün en çok sevdiği sahabeler arasında yer alırlar.

Bu noktada Üsame'nin babası Zeyd ile Resulullah (sav) Efendimiz arasında nübüvvetten önce yaşananlar, Resûlullah'ın çocuklara, ictimâî açısından durumu zayıf olanlara karşı tavırları hakkında bilgi verecektir.




[1] Ebu Üseyd (ra), künyesi ile meşhur olan sahabelerdendir. Asıl adı Mâlik İbn Rabi'a'dır. Bedir Gazîlerinin en son vefat edeni olarak bilinir. (El-İstî'âb 3/ 371-372, El-İsâbe 3/ 344, 480)

[2] Sahih-i Buhârî, Edeb (18/ 260), Sahih-i Müslim, Âdâb (3/ 1692, Hadis No: 2149). İbn Hacer el-Askalânî, Münzir'in Fetih Yılında dünyaya geldiğini kaydeder. (El-İsâbe 3/ 480).

[3] Sahih-i Buharî, Vudû (2 / 383), Mardâ (17/ 357)

[4] Umdetü'l-Kârî, (2/ 384, 386)

[5] Umdetü'l-Kârî, (2/ 38), el-İsâbe (2/ 12)

[6] Sahih-i Buharî, Edeb (18/ 140)

[7] Sahîh-i Buharî, Fedâil (13/ 315)

Geçici dünya için "GAYRET ÜSTÜNE GAYRET", Ebedî dünya için "GAYRET YOK HAYRET"!
Biz aşkı İLKOKULdan değil; İLK O KUL'dan (S.A.V.) öğrendik. :gul: