Gönderen Konu: Haçan Uşaklar Bunlar Da Benden Olsun Da:)  (Okunma sayısı 2270 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı laz.kizi08

  • Bağımlı Üye
  • ***
  • İleti: 63
  • Rep Puanı: +21/-0
  • Aralayın Pencerelerinizi!Daha İyi Duymak İçin...
Haçan Uşaklar Bunlar Da Benden Olsun Da:)
« : Kasım 07, 2008, 07:58:09 ÖÖ »
SÜMELA MANASTIRI

Karadeniz doğal güzelliklerin yanında, tarihi güzelliklere de ev sahipliği yapan bir yapıya sahiptir. Bu bilinçle uyandığımız sabahın erken saatlerinde Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan Sümela manastırına doğru yola çıkmıştık. Karadeniz yeşilin her tonuna kucak açmış bir memleket, yol boyunca doğaya doyduk adeta. Uzun süren yolculuktan sonra Trabzon’a vardık ve manastıra doğru tırmanışa geçtik. Daha önceleri patika yollardan saatlerce yürünmesi sonucunda ulaşılan manastırın artık, otomobillerle çıkmaya müsait bir yolu var. Ama güzel bir havada yola devam ediyorsanız arabanızdan çıkıp yürümeyi tercih etmelisiniz. İlk bakışta yolun gözünüzde büyümesine, çok uzun gelmesine rağmen Karadeniz’in öyle garip bir havası var ki, ne kadar yürüseniz de size yorgunluğunuzu hissettirmiyor. Özellikle, uzaklardan manastırın siluetini görmeye başladınız mı bu güzel manzara eşliğinde daha bir hız alarak devam ediyorsunuz yolculuğunuza…
Güle oynaya manastıra vardığımızda gördüğüm güzellik karşısında donup kaldım. Yüzyıllar önce yaşayan insanların ellerinde ki olanaklarla böyle devasa bir güzelliği inşa etmiş olmalarına hayret etmemek mümkün değil.

Uzun merdivenleri çıktıktan sonra, ziyaret eden yerli yabancı turistleri bilgilendirmek amacıyla sizi, manastırın tarihi yapısının yazılı olduğu bir levha karşılıyor: Trabzon, Türkler tarafından alındıktan sonra, Osmanlı sultanları bu manastırın haklarına dokunmamışlar. Manastıra Yavuz I.Selim (1512–1520) iki şamdan armağan etmiş. Ayrıca Trabzon fatihi II. Mehmed’in de manastırın haklarını tanıdığını bildiren bir fermanı muhafaza ediliyormuş. Yine Sultan I.Beyazıt, I.Selim, II. Selim, III. Murat, İbrahim, IV. Mehmet, II. Süleyman, Mustafa ve III. Ahmet tarafından verilmiş fermanlar bulunuyormuş.

Tarihi konusunda da bilgilendikten sonra soluklanmak için bahçeye yöneliyorsunuz. Manastırın bahçesinde gürül gürül akan bir kaynak suyu var ki özellikle yürüyerek bu noktaya ulaşan ziyaretçiler için adeta cennet pınarı haline geliyor. Kesintisiz elinizi altında 5 saniyeden fazla tutamadığınız bu suyu içmeden geri dönmek büyük bir kayıptır. Derin bir soluk alıp suyumuzu da içtiğimize göre artık içeri girme vakti gelmişti.
Sümela manastırına oldukça dar ve uzun bir merdiveni aştıktan sonra ulaşılabiliniyor. Giriş kapısının her iki yanında muhafız odaları var. İçeri girdiğiniz anda bu görkemli yapının büyüsüne kapılıyorsunuz. Manastırı Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma bölümlerinden oluşuyor. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiş gezerken bunu sızlayan ayaklarınız sayesinde daha iyi anlıyorsunuz.


Her ziyaretçi gibi benim de oldukça dikkatimi çeken kısım manastırın ortasındaki kaya kilisesi ve ona bitişiğinde bulunan şapelin üzerinde ki fresklerdi. Fresklerin 18. yüzyılın başlarını gösterdiği ve üç ayrı devirde yapılan üç ayrı tabakadan olduğu söyleniyor. Şapelin içerisinde ki fresklerin zarar görmemesi için ziyaretçilerin flaşlı fotoğraf çekmelerine izin verilmiyor

Benim bulunduğum sırada Sümela manastırında restorasyon çalışmaları yapılıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan bir proje dâhilinde tarihi yapının zarar gören duvarları temizlenerek koruma altına alınıyordu. Bu elbette ki tarihi dokuya sahip çıkılması ve gelecek nesillerin de manastırı görebilmeleri açısından oldukça önemli bir konu ama ben nedense o yapının eski görüntüsünü değiştiren yeni taşları orada gördüğümde çevreme aynı duygularla bakamıyorum. Sanki karşımda ruhu olmayan yapay bir görüntü var ve ben ona bakarken tarihi bir dokunun yıllara meydan okumuş yorgunluğunu, direnen savaşçı ruhunu göremiyorum.

Sümela manastırından ayrılırken patika yolardan birini kullandık ve biz oradan uzaklaşıp gözden kaybolana kadar Sümela bütün görkemiyle bizi uğurladı. Sarp kayalıklarda ki derin uykusuna devam etti.
Trabzon’a yolunuz düşerse size tavsiyem, Sümela manastırını ziyaret edip dönüş yoluna düşmeden önce, birde Akçaabat’a uğrayıp meşhur köftesini yemenizdir. Böylece Trabzon’dan hem damağınız hem de dimağınızda eşsiz bir tatla ayrılmış olursunuz.














Dilimde Bir Türkü Gönlümde Bu Sevda,Düştü Düşeli Yollardayım Yüreğime,Çoktan Cemre Düşürdüm Seni Sevmek İçin Baharı Beklemeyeceğim..


Çevrimdışı BaRBie

  • Süper Üye
  • *****
  • İleti: 419
  • Rep Puanı: +5/-0
  • İnat Etme GökYüzü Benim Kadar Ağlayamasın.....!!!
Ynt: Haçan Uşaklar Bunlar Da Benden Olsun Da:)
« Yanıtla #1 : Kasım 07, 2008, 08:00:29 ÖÖ »
paylaşım için teşekkürler hepsi çok güsel ;)
Yanımda oLup uZaK oLanLaRDanSa, uZaKTa oLup iÇimDe oLmayı ßeCeReßiLiR miSin???

Çevrimdışı laz.kizi08

  • Bağımlı Üye
  • ***
  • İleti: 63
  • Rep Puanı: +21/-0
  • Aralayın Pencerelerinizi!Daha İyi Duymak İçin...
Ynt: Haçan Uşaklar Bunlar Da Benden Olsun Da:)
« Yanıtla #2 : Kasım 07, 2008, 08:01:56 ÖÖ »


Dilimde Bir Türkü Gönlümde Bu Sevda,Düştü Düşeli Yollardayım Yüreğime,Çoktan Cemre Düşürdüm Seni Sevmek İçin Baharı Beklemeyeceğim..


Çevrimdışı laz.kizi08

  • Bağımlı Üye
  • ***
  • İleti: 63
  • Rep Puanı: +21/-0
  • Aralayın Pencerelerinizi!Daha İyi Duymak İçin...
Ynt: Haçan Uşaklar Bunlar Da Benden Olsun Da:)
« Yanıtla #3 : Kasım 07, 2008, 08:02:23 ÖÖ »


Dilimde Bir Türkü Gönlümde Bu Sevda,Düştü Düşeli Yollardayım Yüreğime,Çoktan Cemre Düşürdüm Seni Sevmek İçin Baharı Beklemeyeceğim..