Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: En Çok İstanbula Benzeyen Gözlerini Sevdim  (Okunma sayısı 772 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı AnGeL

  • Premium Üye
  • *******
  • İleti: 2309
  • Rep Puanı: +181/-3
  • Cinsiyet: Bayan
En Çok İstanbula Benzeyen Gözlerini Sevdim
« : Temmuz 14, 2008, 02:35:07 ÖÖ »
en çok istanbula benzeyen gözlerini sevdim
gözlerinde devrik cümleler gibi bakan kederi
esirgeyen bağışlayan aşkın adıyla başladım
yüregim kalbinde kimbilir kaç kez hatim indirdi
kimbilir kaç kez yazdım kendimi arka sayfalarına hayatının
faili meçhul bir cinayet haberi gibi
   
kırlangıç fırtınalarına benzeyen yüzünü sevdim
jilet yansıması gibi yüzüme çarpan yüzünü
yüzünün avuçlarımdaki yasa dışı hüznünü
hani geceyarıları gökgürültülerine kulak kabartır gibi
hani bir ırmağın kendini denize dökmesi gibi
hani iki arada bir derede telaşlı sevişmeler gibi
hani anlarsın ya suçüstü bir aşk gibi
bulup bulup yitirmeyi sevdim seni
aruz veznine benzeyen yalnızlığını sevdim
ben senin kendi yalnızlığında
iş çıkışlarındaki caddeler gibi çoğalmanı
cuma akşamları beyoğlunun çalgılı sokakları gibi
bir korsan gösteriye dört koldan katılmak gibi
içimde kalabalıklaşmanı sevdim
çocukluğuma benzeyen yalanlarını
yalanlarında yakaladığım gerçeklerini
düşmemek için bir elinle sımsıkı tuttuğun
merdiven korkuluklarına benzeyen korkularını
mutedil dalgalı denizlere benzeyen sevişmelerini
sevişmelerindeki acemi dilsiz alfabesini
patladı patlayacak bir fırtınanın tam ortasında
kendini ölüme bu kadar genç hissetmeni
senin gecikmelerini sevdim

tebdil-i kıyafet beni sevmeni sevdim
dudaklarında bir karanfil gibi ısırdığın gülüşünü
sadece kendin için sattığın gülüşünü sevdim
bir şiire benzeyen uzaklıklarını sevdim
yalnız denizlerde kürek çektigim uzaklıklarını
bir mülteci gibi bana hep ülkemi özleten
kendimden kaçtıkça seni bulduğum
sana gittikçe kendime vardığım uzaklıklarını
imkansızlığını sevdim
 ben seni arkamda bırakacağım en son sözcük gibi
ben seni bir intihar gibi sevdim

ben senin gözlerini daha öce de gördüm
hani ter kokulu bir belediye otobüsünde
kalbini çarptığım kadından kaçarken
sırtımdan vurulup da ellerine düşmüştüm ya
hani bileklerimi jiletlediğim bir akşam
başucumda oturup saçlarıma dokunmuştun
aramızdan imkansız şarkılar geçiyordu ya

ben senin gözlerini daha öce de gördüm
hani ıssız bir sokağın yankılanması gibi
hani son dizesi henüz yazılmamış bir şiir gibi
dudaklarımdan uzak okyanusların bütün mavisini
dudaklarımdan söyleyemediğim bütün sözcükleri
bir öpüşte çekip almıştın ya hani

ben senin gözlerini daha öce de gördüm
hani birinci şube kapısında dipçiklendiğim akşam
hani bir paket sigara için yeni pabuçlarımı sattığım akşam
hani bir gülüşüne gül olduğum akşam
hani bir damlasına gözyaşının la ilahe illallah
bin dolunayı kurban ettiğim akşam

hani yaklaştıkça kendine doğru kaçan bir ufuk
dokundukça kendine kapanan bir kapı
uçurumlarında sesimi yitirdiğim bir çığlık
ve suskunluğunda burnumun direğini sızlatan
zifiri karanlığında kendimi aradığım bir çocuk
ben senin gözlerini daha öce de gördüm
ben senin gözlerinde daha öce de öldüm

bu şehri benzetebildiğim kadar sana benzettim
en sensiz gecelerimde rum batakhanelerinde girit rakısı içtiğim
sabahlara kadar sokaklarında ana avrat dümdüz gittiğim
denizlerine küstügüm caddelerinde agladıgım bu şehre
meydanlarında on bin ağızdan on bin lanet ettiğim
köprülerinde ateşler yakıp aşka boyun eğdiğim

çingene rengi şiirler söyledim diye polislerine rüşvet verdiğim
karakollarında körkütük kan kustugum bu şehre
gündoğumlarında salya sümük ağlayıp kendime geldiğim
kalbimi varoşlarına sığdıramadığım bu şehre benziyorsun
sen çaresizliğimin jilet yarası
aşkımın konfeksiyon atölyelerindeki hüznünü öğüten

şehir hatları vapurlarında çocukluğumu sattığım
iki yakasını biraraya getiremediğim bu şehre benziyorsun en çok
uğruna bileklerimi kestiğim aşkıma benziyorsun
imkansızlığın anlamı kadar imkansızsın artık
yeterrrrrr ulaann artık kalbime dinamitler döşüyorsun
 
gökyüzüme dokunsan ağlayacaktın
mavinin kaç tonu var bulutlardan öte
ağladığın zaman anlayacaktın

çığlık çığlığa sevişmeler gibiydin
dağ koyaklarında eşkiya ateşleri gibi gizli
ve namlu yatağında sabırsız bir mermi kadar gerçektin
sendin
senin ellerindi akdenizdi
senin gözlerindi bir balıkçı teknesi gibi heyamollarla geçip gitti
sendin
hiçliğimin ilk gecesiydin

olmadık şarkılar dinliyorum şimdi
en ölümcül intiharlar besteliyorum uykulardan uyanıp
zaman zaman mavi yüzlü çocuklar adıyorum tarihe
sonra susuyorum
sonra mutlaka bir şiirle bağırıyorum seni

bütün umutsuzluğumu
bir mayın patlaması gibi gibi bin parçaya ayır
yarın olsun
sen ol
gözlerin olsun
ve hep olsun
aşkın hiçliğimin öüne barikatlar kursun
ne dersin?
yolundan döebilir mi bu kurşun